•  0
    Mind Over Mood

    Kin, Nefret, Kıskançlık ve Hasedin Tedavisi

      Faruk Arslan    1        0        Report content

    </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> </xml><![endif]-->Geçmiş milletleri oluşturan bireylerin çöküşü ve kurdukları devletlerin yıkılışı ekonomik yetersizlik ya da kaybedilmiş savaşlar nedeniyle değildir. Milletleri yıkan kötü ahlaktır. Ahlaki çöküntüdür. Ne yazık ki geçmiş milletlerde görülen hastalıklar çağımızdaki milletleri de etkisi altına almıştır. Bugün ya da yarın güzel insani değerlere sahip çıkma konusunda gevşek davranılırsa veya hakiki insani değerlerden uzaklaşılırsa nefsani hastalıklar günümüz milletlerini de tesiri altına alacaktır. Bu tür hastalıklar bulaşıcıdır. Nedir geçmiş milletlerdeki bu hastalıklar?


    1.      Küstahlık,


    3.      Birbirine sırt dönüp uzaklaşma,


    5. 


    Kıskançlığın tarihçesine bakarsak.. Herkesin bildiği gibi mefistonun Hazreti Adem’i kıskanması ile başlar insanoğlunun dünyaya yolculuğu. İblis insanı hep kıskandı. “Neden o da, ben değil” dedi. Hazreti Âdem’e karşı ilk oynanan oyundur kıskançlık oyunu. Kabilin Habil’i kıskanmasıyla yeryüzünde bir kere daha yenilenir. Sonra figüranları insanoğlu ve şeytan olan bu çirkin oyun tekrarlanır durur. Öyle görünüyor ki, Goethe’nin ifadesiyle kıyamete kadar da tekrarlanıp duracak. Goethe’nin “Faust” kitabını okumanızı öneririm. Bu kitapta Faust insanı, mefisto şeytanı temsil eder. Faust ile mefistonun savaşı sürer gider. Kitabın sonunda şöyle der. “Bilmem ki Faust mu kazandı, mefisto mu?”


    Tanım:


    Belirtiler:


    Haset eden kişi kıskandığı kişinin başına gelen sıkıntılara sevinir. Haset eden kişi egoizminin ve kibrinin altında ezilir. Hayır işlerinde bile hayır sahibini kıskanır. Vereni kıskanır, alanı kıskanır. Kendisinde de vardır ama vermez. Hem vermez hem de vereni kıskanır. Bu mefistonun oyunu değil de nedir? İyilik ve hayırları bile kıskanan hasetçinin durumu aslında ciddi bir hastalığın belirtisi değil de nedir? Böyle bir kişiye deli de denebilir. Haset edenler de derecesine göre bu delilikten pay alırlar.


    Aslında her ne şekilde olursa olsun hasetin –nazar dışında– kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hasetçinin kendisinedir. Çünkü kıskançlık, kıskanılandan daha çok kıskananın işini bitirir. Evet böyle biri her zaman rahatsızlık içindedir. Çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, global kaderin ona verdiği nimetlerden rahatsız olur. Oturur kalkar hasım kabul ettiği şahıstaki üstün gördüğü özellikler karşısında kinle, nefretle homurdanır durur. Hatta O’nun ona verdiklerini içten içe sorgular. Duaya inanıyorsa, kıskandığı kimseye beddua bile eder. Hatta onun için büyüye başvurur. Böylece kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir.


    Kıskançlık hafakanları ile kendi yaşamını mahveder. Kendi eliyle gider; kendini sıkan, boğan, öldüren bir darlığın içine hapseder. Yalnız kendini değil çevresini de rahatsız eder. Dedikodu eder, laf taşır, insanları birbirine sokar. Hem rahatsız eder, hem rahatsızlığa maruz kalır. Böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat, patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu haliyle en yakınlarını dahi huzursuz eder. Tabii ki bu iç sıkıntılarının ardından nevrotik hastalıklar gelir. Burada asıl tedavi edilmesi geren kaygı, depresyon değil, haset duygusudur. Sınıflandırmalar:


          Değişik rekabet hisleriyle dışa vuran kıskançlık duygu, düşünce ve davranışları;


    2.      Gidip sanrı ve hezeyana dönüşen, sonra da adeta bir tufan halini alan daha şiddetli haset hissi…


          Bazıları için aynı kulvarda koşma kıskanma nedenidir: Böyle bir kişi şöyle der. “O kim ki benimle aynı kulvarda koşabiliyor. Ben farklıyım. Özellikliyim” gibi;


    2.      Kimilerince de bencillik ve kibir tepelerinden baktığında hep hasmına göre kendine biçtiği seviyenin gerisinde kaldığını düşünme ya da kalma.


    Bir çok problem ve hastalık insanın duygu, düşünce ve davranışlarıyla nefsin olumsuz arzu ve isteklerine cevap vermesiyle oluşur. Nefsi arzu ve isteklerinin peşinden koşarken bir yandan da mefisto kulağına fısıldar durur. Küçükken kardeş kıskançlığı, okulda arkadaş kıskançlığı, evlilikte elti, gelin, kaynana, eş kıskançlığı ve iş arkadaşının, eşin, dostun, yoldaşın, akrabanın kıskançlığıyla yaşam devam eder gider. Yaşamda kimi zaman kıskanan, kimi zaman kıskanılan oluruz. Hangisi olursak olalım kıskançlık sıkıntılara sebep olur. Problemler büyür ve çeşitli hastalıklar böyle meydana gelir. Asıl sebep hasettir. Ve depresyon, kaygı veya nevrotik bozukluk tedavi edilse bile asıl tedavi edilmesi gereken kıskançlık, haset duygusudur. Temeldeki patoloji tedavi edilmezse nevrotik bozukluk tedavi edilse bile sorun tekrarlayacaktır.


          Bazen hasmını hafife alır, küçültür, aşağılar, küçümser,


    2.      Bazen de iftiralar ile karalayarak hep ona karşı düşmanlık duygularıyla oturur kalkar.


    Kıskançlık yüzünden üç çocuğu olduğu halde eşinden ayrılan ve daha sonra pişman olan ama kocasını yuvasına döndüremeyen ve eşini dışarıya kaptıran bir anne, bir eş. Burada kaybeden sadece anne baba değildir. Çocuklar asıl kaybedendir.


    Eltisini kıskanan, kayınvalidesi ve kaynatası ile bir olup birlikte onu yaşadıkları apartmandan çıkartmaya çalışan ve böylece hayatı kendisine huzursuz eden genç kadın. Mecburen eltisi ile beraber yaşamaya devam ediyor ve yaşamı kendine huzursuz ediyor.


    Tedavi:


    Her insanda potansiyel kıskançlık duygusu mevcuttur. Bu olumsuz duygu değişik terbiye yöntemleriyle kontrol altına alınmalıdır. Evet olumsuz duygular, sivri ve rahatsız edici kişilik özellikleri, kötü alışkanlıklar terapi ile tedavi edilebilir. İnsanları his, şuur ve şuuraltı dünyalarıyla iyi okuyup iyi değerlendirebilen iç derinlikli psikolog, psikiyatrist, rehber ve insan sarrafı terbiyeciler aracılığıyla, kişinin olumsuz yönlerinin zararlı bir şekilde ortaya çıkmasına fırsat verilmeyebilir. Bu tür kötü hisler önceden sezilerek, hoşgörüye ya da başkalarına ait meziyetlere dayanılabilmeye, tahammül edilebilmeye hatta onların güzel özellikleriyle övünmeye çevrilebilir. Böylece tüm kötü his, duygu, düşünce ve davranışlar düzeltilebilir. Kişiye kendi kabiliyet ve özellikleri ile yapabilecekleri gösterilebilir. Böylece kıskançlığın derecesi azaltılabilir. Bu şekilde hasetçinin kendini harap etmesi kısmen de olsa önlenebilir. Kıskançlık mefistonun dolaplarından bir dolaptır.


    Haset, insanın bir kısım iç zaaflarının belli şahıslarda haset dürtülerine dönüşmesidir. Aslında hasetçi kendini yetersizliğinin farkındadır. Çünkü asıl güç sahibini iyi tanımamaktadır. İnsanlarda var olan mal, mülk, çoluk, çocuk, çevre, dost, tip gibi gölge özelliklerin O’ndan geldiğini fark edememekte ve karşısındakine vermektedir. Kıskandığı özellikler kendinde olmadığından dolayı yetersizlik duygularına ve aşağılık kompleksine kapılmaktadır. Oysa bilse ki her şey O’ndandır. Güzellikler sadece O’na aittir ve O’ndan gelir. Güzel özellikler kıskandığı şahsa ait değildir. Bir nevi kıskanmak O’na isyan etmek demektir. Kıskanmak O’nun verdiğini yetersiz bulmak demektir. Hasid, güzellikleri kıskandığı kişiye verir. Gölgelerin gerçek sahibini görmez. Kıskandığın kişideki özellikleri Asıl Sahibine değil de aciz insanoğluna verilirse ondaki yetersizlikler, eksiklikler, acizlikler hasidi kıskanılan kişiyi yenme, yok etme ve yıkma yoluna götürebilir. Böylece kendi üstünlüğünü sağlamaya çalışır. Hem karşındakine zulmetmiş olur, hem haksızlık yapmış olur.


          İçindeki bencillik hissi yok edilmelidir. Egosu küçültülmeli, diğergamlık hissi artırılmalıdır. Başkaları için de sevinmesi öğretilmelidir. Kendini yermesi öğretilmelidir. İnsan hatalarını görebilmeli; iyi yönlerini kötü yönlerini masaya yatırıp değerlendirmeli; hatalarını görmesi sağlanmalıdır. Var olanla, kendisine verilmiş güzelliklerle kanat etme duygusu uyandırılmalıdır.


    2.      Hasetçinin kibir duygusu, görünme zaafı, alkışlanma arzusu ile savaşılmalıdır. Bu zaaflar hastanın içinden atılmalıdır.


    Diğer hastalıklar gibi haset rahatsızlığının da erken teşhisi çok önemlidir. Eğer rahatsızlık dışa vurmadan sezilir; kıskanılan kimse veya bir başkası tarafından kıskanç adam değişik rehabilitelerle kalbi ve ruhi hayata yönlendirilebilirse, bu öldürücü duygu belli ölçüde de olsa baskı altına alınmış olur.


    Kıskanılan Kişi Neler Yapabilir?


          Sahip oldukları nimetleri paylaşma ve herkesi faydalandırma;


    2.      Hazımsız olduklarına olasılık verdikleri kimseler hakkındaki iyi düşünce ve fikirler onlara ulaştırılma;


    4.      O’ndan gelen güzellikleri herkesin görüp bileceği tarzda kullanarak iştahları kabartmama;


    6.Yarışma ile gıpta karıştırılmamalıdır. İyi işlerde yarışmak; gıpta etmek ve “Bak o ne güzel işler yapıyor. Ama ben de yaparım inşaallah” demekte zarar yoktur. Güzellikleri yaşama ve yaşatmada, O’nun istediği gibi hakiki insan olma yolunda yarışmada mahsur yoktur. Gene de bize düşen karşımızdakinin gıpta damarını uyandırmamaktır. Hastalar Risalesi bunun psikojisini hem müslüman hen müslüman olmayanlara sunmaktadır.



    Uhuvvet (kardeşlik) Risalesi'nde; müminlerde bölünmelere, kin ve düşmanlığa sebebiyet veren taraftarlık, inat ve çekememezlik gibi özelliklerin zararları açıklanmaktadır. İnsaniyet-i Kübra olan İslamiyet nazarında reddedilen ve yasaklanan bu hususların; insanların özel, sosyal ve manevi hayatlarında yaptığı tahribatlar bir bir sıralanmaktadır. Hatta bu tür durumların insanı zulüm yapma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığı da örnekleriyle ortaya konulmaktadır. (Mektubat, s. 253-261). 


     


     


     


  •  


Leave a Comment

Please Login to insert comment.

 

Facebook Conversations